Türkiye’ye yerleşen yabancılar için ilk zamanlar tam anlamıyla bir keşif yolculuğu gibidir. Yeni bir kültür, farklı alışkanlıklar, sürprizlerle dolu günlük yaşam…
Kimisi hızlıca adapte olurken, kimisi için bu süreç biraz zaman alır. Ancak hepsinin ortak noktası, Türkiye’nin insanı içine çeken yapısıyla bir süre sonra "ev" hissini vermesidir.
KÜLTÜREL ŞOK: "NEDEN HER ŞEY SON DAKİKA PLANLANIYOR?"
Türkiye’de yaşayan birçok yabancının ilk fark ettiği şeylerden biri, plan yapmanın burada biraz farklı işlemesidir. Avrupa ve Amerika’da insanlar genellikle haftalar öncesinden plan yaparken, Türkiye’de planlar aniden değişebilir, iptal olabilir ya da spontane gelişebilir.
Bir yabancı, "Cumartesi akşamı için üç hafta önceden buluşma ayarladım" dediğinde, Türk arkadaşları muhtemelen şaşkınlıkla bakacaktır. Çünkü burada buluşmalar genellikle "Bu akşam ne yapıyorsun?" sorusuyla başlar. Bu durum, bazı yabancılar için başta zorlayıcı olabilir ama zamanla spontane yaşam tarzının da keyifli olduğunu keşfederler.
TRAFİK VE TOPLU TAŞIMA DENEYİMİ: "KURALLAR VAR AMA HERKES KENDİ KURALLARINI UYGULUYOR"
Türkiye'de trafiğe alışmak, birçok yabancı için gerçek bir maceradır. Şeritler var ama herkes kendi yolunu çiziyor, kırmızı ışık bazen sadece bir öneri gibi görünüyor ve korna çalmak iletişim kurmanın en yaygın yolu.
Özellikle büyük şehirlerde, toplu taşıma da kendi içinde bir dinamiktir. Metroda son anda kapıya koşan insanlar, otobüste "Biraz ilerleyelim" anonsları ve dolmuşlardaki "Parayı öne uzatır mısınız?" sistemi, Türkiye’ye yeni gelen biri için ilginç olabilir. Ancak bir süre sonra herkes bu sisteme alışır ve hatta bir gün kendini dolmuşta para uzatırken bulabilir.
TÜRKÇE ÖĞRENME SÜRECİ: "KELİMELERİ BİLİYORUM AMA ANLAMAYIŞIMIN SEBEBİ NE?"
Türkiye’ye gelen yabancılar için dil öğrenmek önemli bir süreçtir. Türkçe öğrenmek isteyenlerin çoğu, dilbilgisi kurallarını çözse de günlük konuşmalarda kullanılan deyimler, argo kelimeler ve bölgesel şivelerle karşılaştığında zorlanabilir.
"Azıcık daha bekleyelim" gibi ifadeler, yabancılar için kafa karıştırıcı olabilir. "Azıcık" küçük bir şey gibi görünse de, bazen saatlerce sürebilir. "Bir bakarız" dendiğinde gerçekten bakılacak mı, yoksa konu kapanmış mı, bunu anlamak zaman alır. Ama en büyük zorluk, "Buyur, otur, yemek ye" cümlesinin gerçekten bir teklif mi yoksa kibar bir nezaket cümlesi mi olduğunu anlamaktır.
TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ: "HAYIR DEMEK KOLAY DEĞİL"
Türkiye’de yaşayan yabancılar için en büyük keşiflerden biri, misafirperverliğin burada gerçek bir yaşam biçimi olduğudur. Bir eve misafir olarak gittiğinizde, çay, kahve, tatlı, yemek derken bir ziyafete dönüşebilir. Başta "Hayır, teşekkürler" demek normal gelse de, bir süre sonra herkes anlar ki bu tür teklifleri birkaç kez reddetmek yetmez, çünkü ısrar mutlaka gelecektir.
Bazı yabancılar için bu misafirperverlik şaşırtıcı olabilir. Bir komşunun eve yemek getirmesi, hiç tanımadığı birinin otobüste sohbet etmeye çalışması ya da taksiciyle hayat üzerine uzun uzun konuşmalar yapmak alışık olunmayan şeylerdir. Ama zamanla bu sıcaklık insanın içine işler.
SONUÇ: "BİR ZAMAN SONRA TÜRK GİBİ DÜŞÜNMEYE BAŞLARSINIZ"
Türkiye’ye yeni gelen bir yabancı için ilk zamanlar birçok şey karmaşık gelebilir. Ama zamanla buradaki yaşam tarzına uyum sağlamak kaçınılmaz olur. Günün birinde kendisini son dakika plan yaparken, trafikte kurallara esnek yaklaşırken ya da çay içerken uzun uzun sohbet ederken bulan bir yabancı, artık buraya ait olmaya başlamıştır.
Ve belki de en büyük değişim, bir gün farkında olmadan "Hadi bir çay içelim" diyerek sohbet başlatmasıdır. İşte o zaman Türkiye, onun için sadece bir ülke değil, bir yuva haline gelmiştir.