Küçük bir dükkânın kapısını araladığınızda sizi ne teknolojik makineler karşılıyor ne de modern showroomlar. Duvarda sararmış bir Osmanlı işlemeli yorgan, camın önünde yün dolu büyük bir çuval ve ortada bir ahşap tezgâh... Elinde iğnesiyle bu işi halen yaşatan Mehmet Yılmaz ile mesleğe dair özel bir sohbet gerçekleştirdik.

“MAKİNEDEN ÇIKANIN HİKAYESİ YOK”

14 yaşında çırak olarak başladığı mesleğini sürdüren Mehmet Usta, “Eskiden düğün alışverişi yorganla başlardı. Bir gelin çeyizi dediğin şey, el işlemesi yorgan demekti. Şimdi her şey hazır, makineden çıkma. Hikâyesi yok, emeği yok.” sözleriyle mesleğinin unutulan yanlarına değindi.

“2 GÜNDE 1 YORGAN DİKİYORUM”

Yorgancı Mehmet Usta işinin paha biçilemez yanına vurgu yaparken “Makine 5 dakikada diker, ben 2 günde bitiriyorum. Ama ben o yorgana hayat katıyorum. Her iğne bir anı, her dikiş bir dua.” diyerek mesleğinin değerini anlattı.

“TALEP AZ, ÇIRAK YOK”

Asıl dert ise mesleğin geleceği. Mehmet Usta’ya göre yorgancılık ölüyor. Gençlerin bu işe hiç ilgi duymadığını belirten Mehmet Usta “Ne çırak geliyor, ne de devam ettirecek biri var. Ben gidince bu kapı da kapanacak. Ben yorganla büyüdüm. Bırakmak, kendimden vazgeçmek olurdu.” Diyerek de mesleğini devam ettireceğini anlattı.
 

Muhabir: Sıla Öcal