Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki gençlerde işsizlik oranı yüzde 21 seviyelerine ulaşmış durumda. Özellikle üniversite mezunlarının istihdam sürecinde karşılaştığı zorluklar, genç işsizliği ülkenin öncelikli meselelerinden biri haline getiriyor.
“DİPLOMA VAR, İŞ YOK”
Türkiye’de her yıl artan üniversite mezunu sayısına karşın iş bulma süresi uzuyor. Gençler, eğitim hayatlarının ardından karşılaştıkları en büyük engelin “deneyim” beklentisi olduğunu belirtiyor. Birçok özel sektör kuruluşunun, yeni mezunlara kapı açmakta çekingen davranması bu süreci daha da zorlu hale getiriyor.
İnsan Kaynakları Danışmanı Ceren Kara, iş dünyasında değişen beklentilere dikkat çekerek konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kara, “Sadece diploma artık yeterli değil. Şirketler, dijital becerilere, yabancı dil bilgisine ve belirli bir seviyede iş deneyimine sahip adaylar arıyor. Eğitimle iş dünyası arasındaki kopukluk, gençlerin istihdam sürecini olumsuz etkiliyor.” dedi.
YURT DIŞINA YÖNELMEK EN İYİ ALTERNATİFLER ARASINDA
İş bulmakta zorlanan gençler için alternatiflerden biri de yurt dışına yönelmek. Özellikle Almanya, Kanada ve Hollanda gibi ülkeler, başta mühendislik ve yazılım alanındaki genç Türk profesyonellere talep gösteriyor.
Kara, üniversite mezunu gençlerin yurt dışına çıkma eğilimlerini değerlendirirken “Türkiye’de mezun olduktan sonra gençlerin karşısına çıkan işler genellikle düşük ücretli. Avrupa’da daha iyi şartlarda mesleğini icra etmek isteyen gençler yurt dışında kariyer icra etmeye yöneliyor.” dedi.
İSTİHTAMDA DÖNÜŞÜM GÖNDEMDE
Uzmanlar, genç işsizliğinin azaltılabilmesi için eğitim sisteminin iş gücü piyasasıyla daha uyumlu hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu kapsamda devlet destekli staj ve mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması, üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması ve genç girişimcilere yönelik teşviklerin genişletilmesi öneriler arasında yer alıyor.
İşverenlerin de yeni mezunlara daha fazla fırsat tanıması gerektiği vurgulanırken, genç işsizliğin uzun vadede ekonomik ve toplumsal yapıyı da etkileyebilecek kritik bir konu olduğu belirtiliyor.